Milletvekili Bankoğlu, Gazetecilik suç değildir

CHP Bartın Milletvekili ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Üyesi Av. Aysu Bankoğlu, Birleşmiş Milletler'in 1993 yılında aldığı bir karar ile kabul edilmiş olan 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü hakkında basın açıklamasında bulundu.

CHP Bartın Milletvekili ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Üyesi Av. Aysu Bankoğlu, Birleşmiş Milletler’in 1993 yılında aldığı bir karar ile kabul edilmiş olan 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü hakkında basın açıklamasında bulundu.

MUHALİF GAZETECİLERİ HAPSE ATMAK İÇİN FIRSAT KOLLUYORLAR

Bankoğlu “Gazetecilik suç değildir. Ama ne yazık ki bizim ülkemiz de suçtur. Türkiye basın özgürlüğünde dünya ülkeleri içinde 165’inci sırada yer alarak tıpkı ekonomi, eğitim, hukuk gibi alanlarda olduğu gibi Afrika gibi ülkelerle aynı ligde son sıralardadır. Basında tekel olmak için her türlü sansür ve baskıyı uygulayan AKP iktidarının en büyük gücü ve silahı yönettiği dev medya ağıdır. Talimatla iş yapan, taraflı, yalan ve montaj haberlerle halkı kamplaştıran, özenle nefret tohumları eken belli bir medya var. Etikten uzak bu çalışmalar, kendileri ve hükümet lehine başarılı gibi görünse de hem kısa hem de uzun vadede ülkemize çok şey kaybettirmiştir. İletişim Başkanlığı adı altında AKP için bir medya ordusu yaratılmış, TV ve gazetelerin el değiştirmesi için baskılar yapılmış, tekel oluşturulmuştur. Bu şemsiye altına girmeyen basını her fırsatta uyduruk nedenlerle ağır cezalara mahkûm ettiren hükümet, muhalif gazetecileri de her fırsatta hapse attırmak için fırsat kollamaktadır” şeklinde eleştirilerde bulundu.

YENİ ANAYASA DEMEDEN ÖNCE MEVCUT YASALARA UYUN

Bankoğlu hükümeti ve yargıyı da eleştirdiği açıklamasında hukuk ve adalet sistemi düzelmeden hiçbir şeyin düzelmeyeceğini belirtti. Bankoğlu konuya ilişkin olarak “Başta yargının bağımsız olmadığı bir ülkede hiçbir şey düzelemez. Neresinden tutsanız elimizde kalan bu ucube sistem içinde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik almış başını gitmişken ne ekonomi, ne eğitim, ne de sağlık yolunda gidemez. Yamalı bohça gibi her sorunda üzerini üstünkörü kapatmaya ve geçiştirmeye çalıştıkları bir düzensizlik yarattılar. Üstelik bu düzensizliğin tek koşulu ise kendi işlerine gelen, çıkarlarına uyan şekilde düzenlemeler yapmak. Bu zihniyet ülke sorunlar içinde düğüm olmuşken kalkmış Yeni Anayasa diyor. Yasa, kural tanımayan, kendinden olmayan her şeye düşmanca karşı olan bu bakış açısına önce mevcut yasalara uyun diyoruz. Önce 1 Mayıs’a ilişkin olarak Anayasa madde 34’ü hatırlatmak isterim. “Herkes, önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”

KANUN KURAL TANIMAZ BİR YAPIDALAR

İkinci olarak da bugün ile bağlantılı yani Dünya Basın Özgürlüğü’ne ilişkin bir başka Anayasa maddemizi hatırlatmak istiyorum. Anayasa Madde 26 der ki “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.” AKP iktidarı kanun kural tanımaz bir yapıdır. Bu yüzden de halkımızın haklarını ve yasaları bilmesini istemiyorlar. 

YAYIN YASAĞI GETİRMEDEN YAŞAYAMAZLAR

Bu baskı altında olan Türkiye’nin ekonomik ve siyasal anlamda dünyanın gelişmiş ülkeleri arasında yer alması mümkün müdür? Masallarda bile mümkün değil. Nedeni basit. Gerçekleri vatandaşından gizleyen, medyanın yüzde 90’ınını elinde tutan, yolsuzluk, liyakatsizlik, usulsüzlük gibi tüm skandalları örtmek için yüzlerce yayın yasağı getirerek, Türkiye’yi ancak Afrika ligine hatta onun da altına soktular. Yayın yasağı getirmeden yaşayamazlar. Yasaklamaya geç kaldıkları zaman endişeleniyoruz. YouTube, Twitter, Wikipedia gibi siteler başta olmak üzere ajans, gazete ve haber sitelerine de sayısız kez kapatma uygulandı. Kısacası insan haklarının, ifade özgürlüğünün ve yargı bağımsızlığının olmadığı bir ülkede yeni Anayasa bahanesiyle ülkeyi asıl gündeminden kopartmaya çalıştıklarını biliyoruz. Yurttaşın gündemi geçim sıkıntısı. Ne acıdır ki emekçiden memura, 10 yaşındaki çocuktan emekliye kadar herkesin en büyük sorunu hayat pahalılığı. Halkın gündemi asgari ücretin ortalama ücrete dönüştürülmüşken 2024 için bir daha zam yapılmayacak olması. Emeklinin 10 bin lirayla ölüme terk edilmesi. Ailelerin gündemi bebeklerine mama ve bez alamadığı, sofrasına zeytin peynir koyamıyor olması. Gençlerin gündemi üniversite mezunu enflasyonu yaşanırken sınav birincisi bile olsa torpili olmadan, AKP’li tanıdık araya sokmadan iş bulamayacak olması. Halkın gündemi, kapıları sonuna kadar açık sınırlarımızdan elini kolunu sallayarak ülkeyi istila eden kim olduğu belirsiz binlerce kişi. İşte bunları söylemekten, yazmaktan geri durmayan tüm basın ve basın emekçileri de AKP’nin en büyük düşmanları. Tehdit, gözdağı ve kötü niyetli davalarla her gün bir gazetecinin veya yayın kuruluşunun dava edildiğini, ağır bedeller ödetildiğini görüyoruz. Bütün bunlar yüzünden basın özgürlüğü mücadelesi bugün de kalemini satmayan, güce boyun eğmeyen ve bu uğurda çaba harcayanlarla devam ediyor. Ne yaparlarsa yapsınlar halkın gerçeğe erişimini kimse engelleyemez. Onlardan ya da bunlardan diye ayırt etmeden, gerçeğin peşindeki tüm namuslu gazetecilerin Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nü kutluyorum. Bu karanlık elbet sona erecek” sözleriyle açıklamasını bitirdi.
 

Bakmadan Geçme