• Haberler
  • Bartın
  • Avcı'dan ormanlar, yangınlar ve ekonomi üzerine önemli açıklamalar

Avcı'dan ormanlar, yangınlar ve ekonomi üzerine önemli açıklamalar

Bartın Dernekler Federasyonu Başkanı ve iş insanı Sabri Avcı, Meltem TV'de Nihal Coşkun'un sunduğu Sektör Analiz programına konuk oldu.

Bartın Dernekler Federasyonu Başkanı ve iş insanı Sabri Avcı, Meltem TV’de Nihal Coşkun’un sunduğu Sektör Analiz programına konuk oldu. 

Ormancılık sektörünün mevcut durumunu, Türkiye’nin orman varlığını, orman yangınlarıyla mücadeleyi, iklim değişikliğinin etkilerini ve ihracatçıların karşılaştığı sorunları değerlendiren Avcı, orman ürünleri sektöründe yaşanan talep daralmasına dikkat çekti. Avcı, iş dünyasının finansmana erişimde zorlandığını belirterek piyasaya para girişi sağlanması gerektiğini söyledi.

Bartın Dernekler Federasyonu Başkanı ve iş insanı Sabri Avcı, Meltem TV’de yayımlanan Sektör Analiz programında ormancılık ve orman ürünleri sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Nihal Coşkun’un sorularını yanıtlayan Avcı, Türkiye’de orman varlığının hem alan hem de hacim bakımından arttığını savunurken, orman yangınları, sel felaketleri, iklim değişikliği, madencilik faaliyetleri ve ekonomik koşullar hakkında önemli açıklamalar yaptı.

“Türkiye’de orman varlığı artıyor”

Türkiye’de orman varlığının azaldığı yönündeki değerlendirmelere değinen Avcı, özellikle Karadeniz Bölgesi’nde kırsal nüfusun büyük şehirlere göç etmesinin orman alanlarının genişlemesinde etkili olduğunu ifade etti.

Geçmişte tarım amacıyla kullanılan bazı arazilerin artık işlenmediğini ve zamanla yeniden orman örtüsüne kavuştuğunu belirten Avcı, Türkiye’de yıllık orman artımının yaklaşık 45-50 milyon metreküp seviyesinde olduğunu söyledi. Kesim miktarının ise yaklaşık 35 milyon metreküp olduğunu dile getiren Avcı, yıllık net artışın yaklaşık 10-15 milyon metreküp olduğunu kaydetti.

Türkiye’nin orman varlığının yaklaşık 2 milyar metreküp olduğunu belirten Avcı, ormanların hem toplam varlık hem de yüzölçümü açısından artış gösterdiğini savundu.

Ormancılık faaliyetlerinin bilimsel planlamalar doğrultusunda yürütüldüğünü ifade eden Avcı, ormanların yıllık artım miktarının belirlenerek bunun belirli bir bölümünün üretime alındığını, kalan kısmının ise ormanda bırakıldığını anlattı.

Bununla birlikte bazı bölgelerde yoğun kesim nedeniyle kamuoyunda itirazlar yaşandığını belirten Avcı, orman yönetiminde bilimsel verilerin ve planlamanın esas alınması gerektiğini vurguladı.

Sel felaketlerinde iklim değişikliğine dikkat çekti

Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan sel ve taşkınlara da değinen Avcı, bu olayların yalnızca orman kesimleriyle açıklanamayacağını, iklim değişikliğinin önemli bir etken olduğunu söyledi.

Atmosferin ısınmasıyla yağış düzeninin değiştiğini belirten Avcı, normal şartlarda daha uzun bir zamana yayılması beklenen yağışların kısa sürede gerçekleşebildiğini ifade etti. Bir gün içerisinde düşmesi beklenen yağmurun bir saat içerisinde yağmasının şehir altyapıları ve dere yatakları üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu dile getirdi.

Ayancık, Bozkurt ve Bartın’da yaşanan sel felaketlerini hatırlatan Avcı, şehirlerin ve dere yataklarının planlanmasında ani ve yoğun yağışların oluşturabileceği risklerin dikkate alınması gerektiğini belirtti.
İklim değişikliğinin yalnızca kuraklık anlamına gelmediğini ifade eden Avcı, aşırı ve ani yağışların da iklim değişikliğinin sonuçları arasında bulunduğunu söyledi.

Karbon vergileri için ormanların önemi

Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması ve iklim politikaları çerçevesinde karbon salımını azaltmaya yönelik adımlarına değinen Avcı, önümüzdeki dönemde karbon emisyonlarının işletmeler açısından daha önemli hale geleceğini belirtti.

Fabrikalar ve iş yerlerinin karbon salımlarının ölçülmesinin, üretim maliyetleri ve uluslararası rekabet açısından belirleyici olacağını ifade eden Avcı, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.

Ormanların ve bitki örtüsünün atmosferdeki karbonun tutulmasında önemli rol oynadığını kaydeden Avcı, orman varlığının korunması ve artırılmasının iklim değişikliğiyle mücadelede temel unsurlardan biri olduğunu vurguladı.

Avcı, bazı büyük Türk şirketlerinin yurt dışında arazi edinerek ormancılık faaliyetleri yürüttüğünü ve bu çalışmaların karbon sertifikaları açısından önem taşıdığını da dile getirdi.

Türkiye’nin karbon salımı ile ormanların karbon tutma kapasitesi arasında önemli bir fark bulunduğunu belirten Avcı, devlet ormanlarının yıllık artımını yaklaşık 50 milyon metreküp olarak ifade etti. Özel ormanlar ve diğer ağaçlık alanlar da dikkate alındığında karbon depolama kapasitesinin daha yüksek olabileceğini söyledi.

Türkiye’nin yıllık karbon salımını yaklaşık 550 milyon ton olarak değerlendiren Avcı, gerekli önlemler alınmadığı takdirde karbon maliyetlerinin ülke ekonomisi açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini savundu. Avcı, 2030 yılından itibaren yıllık 10 milyar dolara ulaşabilecek karbon vergisi ihtimalinden söz ederek bu rakamın Türkiye gibi cari açık veren bir ülke için önemli bir yük oluşturacağını ifade etti.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılması, fosil yakıt kullanımının azaltılması ve ormancılık faaliyetlerinin geliştirilmesiyle bu risklerin azaltılabileceğini belirten Avcı, nükleer enerji yatırımlarının da düşük karbonlu enerji üretimi açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Orman yangınlarıyla mücadelede övgü

Orman yangınlarıyla mücadele konusunda da değerlendirmelerde bulunan Avcı, Türkiye’nin Akdeniz ülkeleri arasında yangınlara müdahale ve ekiplerin organizasyonu bakımından başarılı olduğunu söyledi.

Antalya’da Orman Bölge Müdürlüğü bünyesinde yürütülen havacılık faaliyetlerine ilişkin bilgi aldığını belirten Avcı, burada üç uçak ve yedi helikopter bulunduğunu ifade etti.

Helikopterlerin büyüklüklerine göre farklı miktarlarda su taşıyabildiğini belirten Avcı, küçük helikopterlerin yaklaşık 500-600 litre, orta büyüklükteki helikopterlerin 2-3 ton, büyük helikopterlerin ise 5-6 ton su bırakabildiğini aktardı.

Avcı, yangınlara hızlı müdahalenin önemine dikkat çekmekle birlikte, yangın tepe yangınına dönüştükten sonra hava araçlarının etkisinin sınırlanabileceğini savundu. Yangınla mücadelede harcanan kaynakların ekonomik açıdan da değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Avcı, Türkiye’de kamuoyu baskısının da müdahale yöntemleri üzerinde etkili olduğunu belirtti.

Yangın söndürme çalışmalarında görev alan personelin karşı karşıya kaldığı tehlikelere de değinen Avcı, yangınla mücadelenin son derece zor ve riskli bir görev olduğunu söyledi.

Orman Genel Müdürlüğü ve yangınla mücadele eden tüm ekipleri çalışmalarından dolayı kutlayan Avcı, Türkiye’nin yangınlara müdahale konusundaki başarısını vurguladı.

“Orman ürünleri sektöründe ciddi talep daralması var”

Programda ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Avcı, orman ürünleri sektörünün son dönemde ciddi sıkıntılar yaşadığını söyledi.

Kereste, MDF, mobilya ve diğer ahşap ürünlerine yönelik talebin azaldığını belirten Avcı, piyasalardaki likidite daralmasının işletmeler üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti.

Merkez Bankası politikaları ve finansmana erişimde yaşanan güçlükler nedeniyle işletmelerin borçlarını ödemekte zorlandığını dile getiren Avcı, bankaların kredi kullandırma konusunda daha temkinli davrandığını söyledi.

Avcı, piyasalardaki durgunluğun aşılması için hükümetin ekonomiye yönelik adımlar atması gerektiğini savunarak, piyasaya daha fazla para girişi sağlanmasının önemine dikkat çekti.

Parası olan kişilerin harcamalarını tamamen durdurmak yerine ekonomik hareketliliğe katkıda bulunmaları gerektiğini ifade eden Avcı, yapılan harcamaların başka işletmelerin gelirine, çalışanların geçimine ve yeni yatırımlara katkı sağladığını söyledi.

Avcı, “Para piyasada ne kadar çok dolaşırsa o kadar rahatlama olur” görüşünü dile getirerek, ekonomideki durgunluğun aşılması için tüketim ve ticari hareketliliğin desteklenmesi gerektiğini belirtti.

Yonga levha ihracatında yüzde 45’e varan düşüş

Orman ürünleri sektöründeki ihracat rakamlarına da değinen Avcı, özellikle yonga levha sektöründe ciddi düşüş yaşandığını söyledi.

Yonga levha ihracatında yüzde 40-45 seviyelerinde, MDF tarafında ise yüzde 15-20 civarında gerileme olduğunu ifade eden Avcı, üretim kapasitesinin yüksek olmasına rağmen talep yetersizliği nedeniyle tesislerin kapasitelerini tam olarak kullanamadığını belirtti.

Türkiye’de orman ürünleri, mobilya ve kâğıt sektörlerinin toplam yıllık ihracatını yaklaşık 5,8 milyar dolar olarak değerlendiren Avcı, bu rakamın son üç yıldır benzer seviyelerde kaldığını dile getirdi.

Döviz kuru üzerindeki baskının yanı sıra işçilik, ham madde, enerji ve finansman maliyetlerinin de ihracatçıları zorladığını söyleyen Avcı, Türkiye’nin rakip ülkelerle rekabet etmekte güçlük çektiğini ifade etti.

Yüksek üretim maliyetlerinin istihdamı, üretimi ve kârlılığı olumsuz etkilediğini belirten Avcı, sektörün yeniden güçlenebilmesi için girdi maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini kaydetti.

“Mobilyacılar reklam giderlerini bile karşılayamıyor”

Mobilya sektöründeki daralmayı kendi iş deneyiminden örneklerle anlatan Avcı, Makro’daki reklam alanlarını işlettiğini ve burada yaklaşık 50 duvar reklam alanı, reklam panoları, televizyon ve raketlerin bulunduğunu söyledi.

Geçmişte reklam alanlarının tamamının dolu olduğunu belirten Avcı, mevcut durumda alanların yarısından fazlasının boş kaldığını ifade etti.

Yaklaşık 800 dükkânın ve 450-500 firmanın bulunduğunu söylediği bölgede işletmelerin geçmişte yoğun şekilde reklam verdiğini anlatan Avcı, bugün firmaların giderlerini en düşük seviyede tutmaya çalıştığını dile getirdi.

İşletmelerin çalışanlarını korumaya, mevcut müşterilerini kaybetmemeye ve temel giderlerini karşılamaya odaklandığını belirten Avcı, reklam harcamalarındaki düşüşün sektördeki ekonomik sıkıntının göstergelerinden biri olduğunu söyledi.

Türkiye, MDF üretiminde dünyada üst sıralarda

Türkiye’nin orman ürünleri üretim kapasitesi açısından önemli bir konumda bulunduğunu ifade eden Avcı, özellikle MDF, yonga levha ve laminat parke alanlarında güçlü bir üretim altyapısına sahip olduğunu söyledi.
Türkiye’nin MDF üretiminde dünyada ikinci sıralarda, genel üretim kapasitesinde ise üst sıralarda bulunduğunu belirten Avcı, laminat parke üretiminde de ülkenin önemli bir konumda olduğunu dile getirdi.

Sektörde Türkiye’nin yanı sıra Rusya ve Balkan ülkelerinde de yatırımlar yapıldığını belirten Avcı, mevcut üretim kapasitesinin yüksek olmasına rağmen iç ve dış talepteki daralma nedeniyle üretim tesislerinin tam kapasiteyle çalışamadığını ifade etti.

Kereste üretiminin Türkiye’nin ihtiyacını karşılayacak düzeyde olduğunu söyleyen Avcı, inşaat sektörünün deprem bölgesindeki çalışmalar ve yeni projelerle faaliyetlerini sürdürdüğünü, buna karşın mobilya ve diğer ahşap sanayi alanlarında daralma yaşandığını belirtti.

Avcı, yaşanan sıkıntıların kalıcı olmayacağına inandığını ifade ederek sektörün yeniden toparlanacağı yönündeki umudunu dile getirdi.

Avrupa Birliği’nin ormansızlaşma düzenlemesi ihracatçılar için önemli

Orman ürünleri ve mobilya ihracatında sürdürülebilir orman sertifikalarının önemine dikkat çeken Avcı, Avrupa Birliği’nin ormansızlaşmayla mücadele kapsamında getirdiği düzenlemelerin sektörü yakından ilgilendirdiğini söyledi.

İhracatın sürdürülebilmesi için ürünlerde kullanılan ahşabın kaynağının belli olması ve üretim sürecinin izlenebilir olması gerektiğini belirten Avcı, bu alanda 2024 yılından itibaren çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.

Avrupa Birliği’nin düzenlemelerinin ilk aşamada sektörler açısından bazı zorluklar oluşturduğunu, ancak süreç içerisinde uygulamaların sadeleştirildiğini belirten Avcı, Türkiye Orman Genel Müdürlüğünün uyum çalışmalarında hızlı hareket ettiğini söyledi.

Özel sektörün de bu süreçte toplantılar ve çalışmalar yürüttüğünü kaydeden Avcı, Türkiye’nin ihracatının olumsuz etkilenmemesi için hazırlık yapıldığını dile getirdi.

Avcı, orman ürünlerinin üretiminden ihracatına kadar izlenebilirliğin önemini şu şekilde açıkladı: Ağacın kesildiği konumdan taşınmasına, depoya ulaştırılmasından üretime girmesine kadar tüm aşamaların dijital olarak kayıt altına alınması gerekiyor.

Coğrafi konum bilgilerinin, taşıma süreçlerinin, dijital sevk irsaliyelerinin ve faturaların birbiriyle bağlantılı olması sayesinde ürünün kaynağının belgelenebileceğini belirten Avcı, bu kayıtların ihracat aşamasında önem taşıdığını söyledi.

Türkiye’de ormanların yaklaşık yüzde 70’inin sertifikalı hale geldiğini ifade eden Avcı, ülkenin bu alanda önemli bir hazırlık yaptığını ve ihracatçıların düzenlemelere uyum konusunda çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti.
Orman köylüsü de ekonomik sıkıntı yaşıyor

Orman üretiminde köylülerin ve kooperatiflerin rolüne değinen Avcı, kooperatifler aracılığıyla yapılan üretimin orman köylülerine daha güçlü bir örgütlenme imkânı sunduğunu söyledi.

Kooperatifçiliğin desteklenmesinin üreticiler açısından avantaj sağladığını belirten Avcı, bazı bölgelerde kooperatif bulunmadığı için üretimin farklı yöntemlerle gerçekleştirildiğini ifade etti.

Orman köylülerinin geçen yıla göre daha zor durumda olduğunu dile getiren Avcı, düşük fiyatların ve yüksek üretim maliyetlerinin gelirleri olumsuz etkilediğini söyledi.

Ormandaki bir metreküp ağacın satış bedelinin yaklaşık yüzde 50’sinin işçilik giderlerinden oluştuğunu belirten Avcı, yol, taşıma ve diğer giderler eklendiğinde üreticilerin kazanç sağlamasının zorlaştığını kaydetti.

Orman Genel Müdürlüğü ve üreticilerin satış konusunda sıkıntı yaşadığını ifade eden Avcı, orman köylülerinin ekonomik koşullarının iyileştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

“Maden ruhsatları kolay verilmemeli”

Madencilik faaliyetleri ve çevrenin korunması konusunda da görüşlerini paylaşan Avcı, özellikle Karadeniz Bölgesi’nde altın madeni arama ruhsatları ve taş ocakları nedeniyle yerel halk ile ruhsat veren kurumlar arasında zaman zaman anlaşmazlıklar yaşandığını söyledi.

Ormanlık alanların ve köylere yakın bölgelerin madencilik faaliyetleri nedeniyle zarar görmemesi gerektiğini belirten Avcı, maden ruhsatlarının kolay verilmemesi ve Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin titizlikle yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Yerel halkın karar süreçlerine katılmasının ve çevresel riskler konusunda ikna edilmesinin önemini vurgulayan Avcı, madencilik faaliyetlerinin ekonomik fayda sağlaması kadar doğaya ve insan sağlığına zarar vermemesinin de önemli olduğunu söyledi.

Özellikle altın madenciliğinde kullanılan kimyasalların suya ve toprağa karışması halinde uzun vadeli riskler ortaya çıkabileceğini dile getiren Avcı, içme suyu kaynaklarının korunması gerektiğine dikkat çekti.

Madencilik faaliyetlerinin ülkenin yer altı kaynaklarından yararlanma açısından önemli olduğunu kabul eden Avcı, ekonomik çıkarlarla çevrenin korunması arasında doğru bir denge kurulması gerektiğini belirtti.

Avcı, maden işletmelerinin yöre halkına, ormanlara, su kaynaklarına ve doğal yaşama zarar vermeyecek şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade ederek ÇED süreçlerinin ve yargı denetiminin etkin olmasının önemini vurguladı.

Orman amenajman planlarıyla üretim yapılıyor

Ormanların korunması ve üretim faaliyetlerinin planlanması konusunda da açıklamalarda bulunan Avcı, ormanların bilimsel veriler doğrultusunda hazırlanan amenajman planlarıyla yönetildiğini söyledi.
Her bölge için genellikle 10 yıllık planlar hazırlandığını belirten Avcı, bu planlarda hangi yıl ne kadar ağaç kesileceğinin ve üretimin nasıl yapılacağının belirlendiğini ifade etti.

Ormancılık faaliyetlerinde önceliğin ormanları korumak, ardından geliştirmek ve sürdürülebilir biçimde işletmek olduğunu belirten Avcı, koruma-kullanma dengesinin gözetilmesi gerektiğini dile getirdi.

“Türkiye’nin rekabet edebilmesi için girdi maliyetleri düşürülmeli”

Orman ürünleri sektörünün önündeki temel sorunun mevzuata uyumdan çok üretim maliyetleri ve rekabet gücü olduğunu savunan Avcı, Türkiye’de ham madde, teknoloji, enerji ve finansman maliyetlerinin rakip ülkelere göre yüksek olabildiğini söyledi.

Ormansızlaşmayla mücadele kapsamında gerekli mevzuat ve hazırlıkların büyük ölçüde tamamlandığını belirten Avcı, uygulamanın 2026 yılının sonundan itibaren veya 2027 yılı başında başlamasının beklendiğini dile getirdi.
Avcı, ihracatçıların asıl güçlüğünün uluslararası pazarlarda rekabet etmek olduğunu ifade ederek maliyetlerin azaltılmasına yönelik adımların önemine dikkat çekti.

Türkiye’nin üretim kapasitesinin ve sektör deneyiminin önemli bir avantaj olduğunu belirten Avcı, finansman ve maliyet sorunlarının çözülmesi halinde sektörün yeniden güçlenebileceğini söyledi.

“İş dünyasının bugün paraya ihtiyacı var”

Programın sonunda ekonomiye ilişkin mesajlarını yineleyen Sabri Avcı, iş dünyasının içinde bulunduğu dönemde ciddi bir finansman ihtiyacı yaşadığını belirtti.

Birçok işletmenin işlerinin iyi gitmediğini ifade ettiğini söyleyen Avcı, talep daralması ve krediye erişimde yaşanan zorlukların firmaların faaliyetlerini sürdürmesini güçleştirdiğini dile getirdi.

Hükümetin ve ekonomi yönetiminin piyasadaki para akışını desteklemesi gerektiğini savunan Avcı, tasarrufların ekonomik dolaşıma katılmasının işletmeler, çalışanlar ve üretim açısından önemli olduğunu belirtti.

Avcı, ekonomik sıkıntıların zaman zaman yaşanabileceğini ancak mevcut tablonun değişeceğine inandığını ifade ederek Türkiye’nin orman ürünleri sektöründe önemli bir üretim potansiyeline sahip olduğunu ve doğru adımlarla yeniden toparlanabileceğini söyledi.

Sabri Avcı, ormancılıkta bilimsel planlamanın, ormanların korunmasının, iklim değişikliğiyle mücadelenin, çevreye duyarlı madenciliğin ve üretim maliyetlerinin düşürülmesinin Türkiye’nin geleceği açısından önemli olduğunu vurguladı.

 

Özel Haber

Bakmadan Geçme