Ulukaya'ya ziyaretçi akını
Yılın her mevsimi ziyaretçi ağırlayan Ulukaya Şelalesi Kurban Bayramı'nda ilginin yoğun olduğu noktalar arasında yer aldı
10 Metre genişliğinde bir kaya oyuğu içinden çıkan suyun, yaklaşık 20-25 Metre yükseklikten düştüğü Ulukaya, ziyaretçilerini kendisine hayran bırakırken ilk kez görenler Ulukaya’yı muhteşem güzelliğe sahip bir doğa harikası olarak nitelendiriyorlar.
Ulukaya, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden tatil için Bartın’ı seçen ziyaretçilerinde ilgi odağı oluyor.
Ulukaya’da hatıra fotoğrafları çektiren ziyaretçiler bozulmamış doğası ile Ulukaya’nın eşine benzerine zor rastlanan bir güzellik olduğunu ifade ediyorlar.
Batı Karadeniz için önemli bir turizm bölgesi olan Ulukaya, günden güne tanınırlığını artırırken yerli ve yabancı turistlerinde ilgisi gittikçe artıyor.
1 km. uzunluğunda ki kanyonda kayaların arasından fışkıran suyun döküldüğü alanı görüp fotoğraf ve video kaydı yapan ziyaretçiler kanyonun başlangıç noktasında bulunan dinlenme alanında çay ve gözleme ile doğanın sunduğu muhteşem görselliğin yanında unutulmaz bir ziyafet imkanı buluyor.
Bayramda ziyaretçi akını
Ulukaya Şelalesine bayramda ziyaretçi akını yaşanıyor.
Ulukaya Şelalesi gurbetten bayram tatiline gelen Bartınlıların yanı sıra bayram tatilleri için Bartın’ı tercih eden farklı şehirlerden de binlerce kişinin ziyaret noktası oldu.
Ulukaya Şelalesi hakkında bilinmesi gerekenler
Ulukaya Şelalesi Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 13.11.1998 gün ve 6015 sayılı kararı ile “Doğal Sit Alanı” ilan edilmiştir.
Ulukaya Şelalesi Drahna Kanyonu’nun yakınlarında, Ulukaya Köyü’nde bir kaya oyuğu içinden çıkan suyun oluşturduğu Şelale yaklaşık 25 metrelik yükseklikten düşer ve 1-1,5 metre derinliğinde bir “Dev Kazanına” dökülmektedir.
Şelalenin döküldüğü alanda 30- 40 metre genişliğinde bir gölet oluşmuştur.
Şelalenin döküldüğü havzada yer alan kanyonun uzunluğu yaklaşık 1 km, ayrıca Kanyonun yüksekliği 65- 70 metredir.
Kanyon bölgesinde canlı bir doğal hayat gözlenmekte ve özellikle su semenderi, su yılanları, alabalık, kayabalığı gibi canlı türlerine sıklıkla rastlanmaktadır.
Şelalenin ve kanyonun ismini aldığı Ulukaya Köyü, şelalenin çok yakınında bulunur ve akan suyun bir bölümü Ulus ilçe merkezinin içme suyu ihtiyacını karşılamaktadır.
Mitolojik hikayesi de var
Efsaneye göre şelale suyunu tadan kişi aşk acısını unutur.
Ulukaya Şelalesi ” Aşk Acısını Dindiren Şelale” olarak ün salmış ve bunun neticesinde turistlerin ilgi odağı haline gelmiştir.
İşte mitolojik hikayesi
Selamnos bir doksan beş boyunda iri kaslı, iri vücutlu, yeşil gözlü yakışıklı bir delikanlıdır.
O küçük yaştan beri, koyunları ve keçileri dağlarda otlatarak yaşamını sürdürüyordu.
Hera ise yaratılırken Tanrı’nın biraz özen göstermesinden olsa gerek; mavi gözlü, uzun ve sarı saçlı, süt beyaz ten özellikleriyle, yöredeki delikanlıların iç geçirdiği bir genç kızdır. Günlerinin çoğu ormanda geçerdi.
Babası ile birlikte yaşayan Hera, ormana; reçine, papatya, nergis ve ıhlamur toplamaya giderdi. Bir gün Selamnos ve Hera, derelerin çağıldayarak aktığı, güneşin ağaçların arasına girmekte zorlandığı ve orman güllerinin kızıl bir renk oluşturduğu dağın bir kesitinde karşılaşırlar.
Öyle bir karşılaşma ki, Hera ve Selamnos birbirlerinin gözleri içerisinde adeta kaybolurlar.
Bir, iki, üç buluşma derken neticede bir aşk doğar ve bu aşk seli büyür gider.
Ulukaya’dan Drahna’ya ve oradan da Paflagonya’ ya sığmaz olur.
Sonuçta Hera’nın ailesi pek istemese de evliliğe karar verilir.
İlerleyen süreçte muhteşem bir düğün yapılır.
Anlatılanlara göre; düğün giysileri gerek Hera’ya ve gerekse Selamnos’a oldukça yakışır.
Selamnos’un delikanlılığı iyice ortaya çıkarken, beyaz gelinlikler içindeki Hera bir melek görünümüne bürünür. İşte böyle bir düğünle dünya evine girerler.
Evliliğin ilk yıllarında çift mutluluğu doyasıya yaşamaya başlar.
Ne var ki, aniden bir rahatsızlık vuku bulur ve eşlerden Selamnos yatağa düşer.
Sebebi anlaşılamamıştır bu hastalığın.
Birçokları nazara bağlar.
Kocakarı ilaçları yapıp getirenler olmuştur. Ama hepsi boş…
Günler, haftalar ve seneler su gibi akıp gider.
Koskoca delikanlı zaman içeresinde erir.
O iri kaslı, iri vücutlu Selamnos gitmiş, yerine zayıf çelimsiz biri gelmiştir.
Dahası çok çirkin bir hale de bürünmüştür.
Hera nedeni anlaşılamayan bir tavır içeresine girer.
O artık seven kadın değil, kocasından ve hayattan nefret eden biri haline gelir.
Bu durumu duyan herkes, çıldırır. “Olamaz” dedirtir. Bundan böyle onun yeni adı “Nankör Hera” olur.
Nankör Hera, kocasına manevi destek vereceğine, ondan kaçmaya başlar...
Durdurulamayan zamanını içinde, düşündeki bütün çıkışlar kapanmıştır Selamnos’un. Yaşamak artık bir hiçtir.
Bulabildiği tek çözüm intihar etmektir.
Kendine ait zamanı durdurmaya karar verir.
Eylemini gerçekleştirmek için bir mekân olmalıdır.
Birkaç yer aklından geçse de hemen karar veremez.
Öyle bir yer bulmalı ki, atladığında geriye dönüş olmasın…
Öyle bir yer bulmalı ki direkt ölüme gitsin.
Bu tariflere uyan bir yer aklına gelir.
İşte orası Ulukaya’dır.
Sabahleyin yatağından kalkıp penceresinden son defa derin bir nefes alarak, yaşamının geçtiği yerlere doya doya bakar.
Güzel elbiselerini giyer. Kapısını kilitleyip yola koyulur.
Nefes nefese Ulukaya’nın zirvesine çıkar.
Yankı yapan dağlara “Heraaaaaaa…” diye seslenir.
“Heraaaaaaa… Sesleri kayalara çarpıp geri geldikçe inadına bağırır…
Bir defa daha… Bir kez daha derken Hera’nın masum yüzünün hayaliyle boşluğa bırakır kendini…
Aşk Tanrıçası Eros başlangıçtan bu yana müdahale etmemiştir olaya.
Göz pınarlarını dolduran facianın böyle sonuçlanmasını istememektedir.
Onun için Selamnos’un bedenini, yere değer değmez akıp giden yeraltı suyuna ve ardından şelale şekline dönüştürür.
Su şekline de gelse değişen bir şey yoktur Selamnos’ta.
Yine başını taştan taşa vurarak akıp gider Karadeniz’e doğru.
Ulus Dağları, Ulus Ovaları aşk feryatlarını almaz olur.
Börtü böcek de bu ağlayışa katılır.
Tanrıça Eros olayın sonlanması konusunda çözümler arar.
Birilerine sorar. Diğer tanrılara danışır. Neticede Selamnos’un ıstırabını azaltmak için Ulukaya’ya bir kutsiyet verilir.
Kutsamaya göre; her kim Ulukaya şelalesinden bir yudum su içerse, bir mendil ıslatırsa ya da yüzünü yıkarsa, Selamnos’un acılarının azalmasına sebep olacaktır.
Bunun yanında su içen, mendil ıslatan ve yüzünü yıkayanlar, içlerinde gizemli kalmış ve tutsak oldukları sevgi kırıntılarından arınırlar.