Bankoğlu 'Sonuna kadar bu davanın takipçisiyiz'

Bankoğlu'dan bilirkişi rapouna yorum..

PAYLAŞ
Aba Medya - Yasemin Günay

CHP Bartın Milletvekili Av. Aysu Bankoğlu Amasra maden faciası sonrası yapılan inceleme ve bilirkişi raporunu yorumladı.

CHP Bartın Milletvekili Av. Aysu Bankoğlu 14 Ekim tarihinde TTK Amasra Müessese Müdürlüğüne bağlı maden ocağında meydana gelen ve 41 maden işçisinin hayatını kaybettiği grizu patlamasına ilişkin başlatılan soruşturmada oluşturulan bilirkişi raporunu yorumladı. 

Vekil Bankoğlu yaptığı yazılı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “14 Ekim’de Amasra’da 41 madencinin yaşamına mâl olan faciadan beri hukukun gereğini yerine getirilmesini bekliyoruz. Sürece bakın ki ancak 27 Ekim’de olaydan iki hafta sonra 25 kişi gözaltına alındı. O güne kadar Müdüründen, Mühendisine, Müessese Yetkilileri hiçbir şey yokmuş gibi görevlerine devam ederek, Amasra maden sahasında istedikleri yerlere girip çıktılar. Sorumluların istifa edecek bir iradeleri olmasa da bizler yine de bekledik. Asıl görevden el çektirme ya da görevden alma işlemi bu sürecin olağan uygulaması olması gerekirdi. Yapılmadı. Amasra Müessesi’ nin gözaltında bulunan 7 personeli TTK Genel Müdürlüğü’ne görevlendirildi. Müessese müdürü yerine de şüpheli olması gereken TTK Genel Müdürlüğü İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim Dairesi Başkanı Ahmet Sarıalioğlu atandı. Bizlerin, mağdur ailelerin avukatlarının ve kamuoyu baskısıyla bu yanlış geri çekilmiş ve TTK Genel Müdürlüğü’nün 1 Kasım 2022 tarihli görevlendirmesiyle, başta Müdür olmak üzere kadrolara yeni kişilerin vekâlet etmesine karar verildi.

“Soma katliamından dahi ders almamış”

Ne acıdır ki son 20 yılın en büyük kötülükleri arasında hükümetin bu liyakatsizlikleri yer alıyor. Her türlü facia, yanlış, felaket, afet, usulsüzlük, yolsuzluk ne derseniz, hepsi bu liyakatsizliklerin eseri olarak hayatımızı altüst etti ve etmeye devam ediyor. Ancak hiçbiri insan hayatına mâl olan liyakatsizlik kadar büyük suç olamaz. Hiçbir faciadan hem de dünyanın en ölümlü kazası olarak tarihe geçen bir hükümet var. Yani bakanlıklar var, bu bakanlıkların emir veren, imza atan yani sorumlulukları olan yetkilileri var. O yetkililer öyle yetkililer ki yıllarca Sayıştay raporlarına girmiş olan tehlikeleri, yanlışlıkları, usulsüzlükleri hiçe sayıp aynen bildiğini okumaya devam ettiler… O yetkililer ki; madencilerin uyarılarına kulak tıkayıp, kendi siyasi bekaları için kelimenin tam anlamıyla işçiyi ölümüne çalıştırmışlardır.

“Dosyayı kapatabileceklerini zannetmesin kimse”

Amasra Müessesi’nde görev yapan müdür, yardımcısı, mühendisler ve teknik sorumlular gibi bazı tutuklamalar oldu. Bu soruşturma Bartın’la sınırlı kalmayıp Ankara’ya Bakanlıklara kadar uzanırsa, baş sorumlular hesap verirse bir anlamı var. Yoksa birkaç emir kulunu suçlayıp bu dosyayı kapatabileceklerini zannetmesin kimse. Bu ne 41 madenciyi yaşama döndürebilir ne anneleri evladına ne de çocukları babalarına kavuşturabilir. Bu bilinçli ihmal Soma’da 301 canı hayattan kopardığında gereği yapılmış olsaydı; Ermenek’te Amasra’da başka madenciler hayatını kaybetmemiş olacaktı. İhmal demek bu büyük faciayı tanımlamak için çok hafif bir tabir, bu resmen tehlikeyi bile bile madencileri ölüme yollamaktır. Burada olası kast vardır. 28 sayfalık bilirkişi raporu facia gününden bu yana madencilerin söylediklerini doğruluyor. 

“Bunlar ihmal mi?”

Metan drenajı olsaydı, havalandırma yeterli olsaydı, etkin bir denetleme yapılmış olsaydı, yeterli teknik personel istihdam edilseydi, oksijen maskesi tatbikatı yeterince yapılsaydı diye uzayıp giden rapor insanı isyan ettiriyor. Bunlar ihmal mi? Bu ölümler, bu facia önlenebilecekken bütün bunların görmezden gelinmesini ihmal kelimesiyle tanımlamak gaflettir. 

Sayıştay'ın ve madencilerin uyarılarını dinlemeyen, Amasra Maden katliamının yolunu açanlar, en tepedeki sorumlular bulunmadan adalet sağlanmış olmaz. Sonuna kadar bu davanın takipçisiyiz.” 


 

Aba Medya Haber Merkezi

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN